Anasayfa | KÜNYE | REKLAM | YAZAR OL | İLETİŞİM | Haber Ara | Sitene Ekle | Üye Ol -- Giriş Yap

Arama


Gelişmiş Arama

İnancın Teslimiyet, Aşkın Sevgi Hali...

Gerçek Bir Yaşam Öyküsü...

Kategori  Kategori : Sizden Gelenler
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 497
Tarih  Tarih : 07 Temmuz 2008 09:01

"Begüm ve Muharrem,idealleriyle çıktıkları evlilik yolculuğunda yaşadıklarıyla topluma büyük bir "vefa", "fedakarlık", "sadakat" ve en önemlisi "sevgi" örneği sunan iki genç insan.

Begüm, 1980’lerin eğlence kültürünün vazgeçilmezi olan gazino sahibi bir babanın kızı…Muharrem, Anadolu’dan İstanbul’a üniversite okumaya gelmiş idealist bir genç… İkisini buluşturan ortak özellikleri bu idealist yanları oluyor.

Sizlerle bir aşk hikayesini paylaşacağız. Bir yönüyle romanlardaki gibi diyebileceğimiz türden ama bir yönüyle de o kadar sıra dışı ki.

Yıl 1986 hayatlarının birleşeceğinden habersiz iki genç aynı şehirde gençliğin getirdiği ideallerle yaşamlarını sürdürüyorlar. Muharrem İÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne başlıyor. Karamürsel'den gelmiş bir delikanlı. Begüm, İstanbul Kurtuluş’ta oturuyor. Gazinocu bir babanın el bebek gülbebek büyütülen kızı. Begüm, yaşadığı dünyanın sorunlarına kafa yoran, zeki biri. Muharrem’le ortak noktaları da zekaları, sorumluluk duyguları, dünya görüşleri. Birgün iki genç ortak arkadaşları vasıtasıyla tanışıyorlar ve belki de bir çok insanın yaşayamayacağı bir görüşte aşk denilen duyguyu yaşıyorlar. Görüşmeye devam ediyorlar, aşklarından daha çok ideallerinden, ne yapmak istediklerinden konuşuyorlar. Çünkü Muharrem’in hayali var. Okulunu bitirecek ve memleketi Karamürsel’e gidip oradaki gençlerle hayalindeki ideal toplumun maketini hazırlayacak.

Evlenmeye karar verdiklerinde Begüm düşünmeden kabul ediyor Muharrem’le Karamürsel'de yaşamayı. O’nunla nerede olsa yaşardı... Begüm, kendi hayallerini çoktan sevdiğinin hayallerine teslim etmişti. Böylece evleniyorlar. Begüm, ailesinin özellikle babasının tüm karşı çıkmalarına rağmen Karamürsel’e yerleşiyor.

Küçücük bir evde başlıyorlar ortak hayatlarına, koşulları hiç de Begüm'ün alıştığı gibi değil. Üstelik ailesiyle de görüşemiyor. Çünkü babası hala çok kızgındır Begüm’e. Ama o kadar mutludur ki. Çünkü O'nun yanında Onunla birlikte eşinin ideallerine doğru yolculukta...

 O dönemde Begüm’ü en çok zorlayan durum, eşini her daim, neredeyse tüm Karamürsel’in gençleriyle paylaşmak zorunda kalışı. Muharrem hepsinin babası, abisi. ”Gecenin 4'ünde” diyor  Begüm “kapı çalardı sıkıntısı olanlardan biri Muharremle dertleşmeye gelirdi. Herkese, her saat  kapısı da yüreği de açıktı. Bazı geceler gençlerle sabaha kadar oturur konuşur, sıkıntılarını dinler yardımcı olurdu. Tek yapmak istediği amaçsız başıboş ortalarda dolaşan gençlere bir yön çizmek, gerekirse onlarla ortak bir hayatı paylaşmaktı. Ve öyle de oldu sonra ki yıllarda. Onlar için projeler üretti. Allah yardım etti neredeyse yoktan varederek işyerleri açtı onlara. Bekar olanlar evlendirildi. Böylece oldukça kalabalık bir "aile" olarak  hayatımızı sürdürüyoruz şimdilerde.”

 

Büyük sevgilerine bir armağan: İrem

 

“Bu arada bir kızımız oldu. Dünyalar ikimizindi artık. Çok mutluydum” diye özetliyor kelimelerin kifayet edemediği evlat hediyesini… İrem, bugün 16 yaşında ve bir Fen Lisesi’nde çok başarılı bir öğrenci. En büyük ideali Genetik Mühendisi olabilmek. Bu hedefinde babasının yaşadığı hastalığın etkisi çok fazla…

 

Zor yılların başlangıcı:

Muharrem’in hastalığıyla başlayan ve Begüm’ün , bir kadının üstlenebileceği sorumlulukların çok ötesinde rolleri sırtlandığı aşk sınavı…

Begüm sonra ki dönemleri anlatmaya devam ederken gözlerine bakıyoruz, ne hüzün ne pişmanlık hiçbiri yok. Neden mi hüzün ve pişmanlık arıyoruz? 1994 yılına geldiklerine yani evliliklerinin henüz üçüncü yılı dolmamışken Muharrem rahatsızlanır. Uzun tetkiklerden sonra MS teşhisi konur. Ve Begüm’ün aşk sınavı o gün başlar. Her durumda maşukun yanında mı olacaktır? Yıllar gösterir ki Begüm; aşkın, vefanın, sadakatin sembolüdür artık.

 

Uzun bir yolculuğun başındadırlar, üstelik  bu yolculuğun sonu da belirsizdir. Sabır ve sevgiyle bir 14 yıl daha geçer teşhisin üzerinden. Bütün tıbbın ve alternatif tedavi yöntemlerinin denendiği bir 14 yıl…

 Bu öyle bir sabırdır ki Begüm, bir yandan ailenin hem babası hem annesi, hem içerde hem dışarıda çalışanıdır. Bir yandan da tedavi süreciyle birçok zorluğa da katlanmak zorunda kalmıştır. Örneğin  yurt dışından getirttikleri bir akupunktur uzmanını ailesiyle beraber 1 yıl evinde yatılı misafir ederek bütün özverisini ortaya dökmüştür.
Bütün bu yaşanan zorlu süreçte Begüm’ün ailesi hep yanlarında olmuştur.

“Evliliğimize karşı olan ve benimle ilişkisini kesen ailem, Muharrem’in hastalığı ortaya çıktıktan sonra destekleriyle hep yanı başımda oldular. Ailem benim için çok özel…Özellikle de Abim..” diyor ve gözleri dolarak ekliyor: “Abim, sırtımı dayadığım dağdır!”

Bizleri derinden etkileyen bu vefa sahibi insana ve teslimiyet duygusunun ete kemiğe bürünmüş halindeki duruşuyla Muharrem’e, “Bütün bu yaşadıklarınıza bakışınız nedir?” diye sorduğumuzda: “Hastalığıma bir öğreti gözüyle bakıyorum…” yanıtını alıyoruz şu an yatağından kalkamayan bu teslimiyet timsali insandan.

 

Evet artık hastalıklarına bir öğreti olarak bakıyorlar. Onlara çok şey kazandırmıştır. Öyle ki bu aileden; harika bir genç kız, dirayetli bir kadın ve ne durumda olursa olsun, sevgisi, sabrı ve teslimiyet halindeki o pozitif duruşuyla ailesinin verdikleri ağır sınavlar karşısında  ayakta durmasını sağlayan bir baba portresi ortaya çıkmıştır.
Neydi ona bu kadar güç veren? Şüphesiz yapıcı ve pozitif kişiliğinin etkisi büyük. Ama ondan  daha etkili olan manevi dinamikleri… Allah tarafından gelmiş bir öğreti olarak bakıyor derdine ve okuyor hastalığını… Okuyor hayatın anlamını buluyor... Birçok sağlıklı insanın bulamadığı huzur ve sükuneti yakalıyor. Ve Muharrem’in yanında Begüm’de buluyor aradığını. İnancının her daim diri bir şekilde tezahürü oluyor hayatı.


Mülkiyeli dostlardan bir vefa örneği…

Muharrem’in, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden arkadaşları bir araya gelerek, özürlü bir insanın yaşayabileceği ve ihtiyaç duyduğu donanımda, Karamürsel’in gözde manzarası eşliğinde modern bir ev inşa etmişler. Yeni evlerinde Begüm –Muharrem çifti hayatlarını devam ettiriyorlar.


Derdi veren Allah Onlara hayatlarının birçok yönünde derman oluyor. Begüm–Muharrem ve biricik evlatları İrem’e İki cihan saadeti diliyoruz.


www.kadinhaberleri.com "

 Yazdırılabilir Sayfa |  Word'e Aktar |  Tavsiye Et |  Yorum Yaz

Sizden Gelenler

En Çok Okunan Haberler

Muammer B.K. 24 Kasım 2008
Muammer B.K.
Arife Gülsün Dilimiz Haysiyetimiz..
Arife Gülsün
Emre Oral Sonunda Galibiyet...
Emre Oral
Kübra Karacan Müsait Bir Yerde İnelim...
Kübra Karacan
Samet Kurt Çalan şarkı...
Samet Kurt
Ali Akbaba Onlar Vatan Toprağındalar...
Ali Akbaba

KH'den Son Dakika

ANKET

Belediye Hizmetlerinden Memnun musunuz?




Diğer Anketler

Bu Site Karamürselliler'in Karamürsel Haberlerine Aninda Ulasabilmesi Için Açilmistir...
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Sitemizde yayınlanan yazıların sorumluluğu yazanlara aittir. 
Sitemizden indirilen her türlü haber, yorum, makale ve benzer yayınların sorumluluğu ise yayınlayanlara aittir

Buradasınız : İnancın Teslimiyet, Aşkın Sevgi Hali...

Gerçek Bir Yaşam Öyküsü...

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi